Senai Demirci

İnşaallah, 12 Eylül sabahı sandığa bir ibadet şuuru ile yürüyeceğim, Kahhar isminin tecellisine ayine olmak niyetiyle zalimlere karşı EVET diyeceğim...

19.04.2010
Yazı boyutu
A A A
Hayat'ın Mektubu

Kaim Bey Hayat Hanım‘ı Rahmet-i Rahman‘a yolcu etmişti etmesine...Ama Hayat olmadan nasıl yaşayacaktı, bunu kestiremiyordu.İlk günler taziyeleri kabul etmekle geçti.Dostları , arkadaşları,akrabaları yalnız bırakmadılar.Evleri hiç olmadığı kadar kalabalıklaşmıştı, eksiği Hayat‘tı.Çocuklar da şaşkındılar. Fakat en şaşkın Kaim‘di.Taziye için gelenler çekilince, Kaim gece de içine çekiliyordu. Ne zormuş eşini kaybetmek...Yaşarken farketmediği buydu.Sanki diğer yarısını koymuştu toprağa.Kalan yarısı da oraya doğru çekiliyordu.Yatağında yatamadı Kaim.Sanki Hayat‘ın boşluğu büyük, kör bir kuyuydu,onu yutacakmış gibi duruyordu.Denedi bir kaç kez.Hayat‘ın yattığı tarafa yastıkları yığdı,varmış gibi ,yanındaymış gibi hissetmek için.Olmadı. Yastık hiç Hayat gibi hissettirir miydi? Salonu ve o rahatsız kanapeyi kendine yatak ve sığınak edindi Kaim. Yakınları fısıldamaya başladılar Kaim'e, 7.gün dolmadan Hayat'ın eşyalarını çıkartalım diye. Kaim direniyordu. Nasıl çıkaracaktı Hayat'ının eşyalarını. Zaten Hayat yoktu. Bir de kalan hatıralarını, eşyalarını çıkartıp ikinci kez mi öldürecekti Hayat'ı. Ne zor şeydi Ya Rabbi... Bunun sünnet olduğunu bilmese, bağırıp çağıracaktı. Hayat'ın can yoldaşı evin çalışanı Asude'yi çağırdı yanına. "Eşyaları hazırlayın, ihtiyacı olanlara verelim" dedi içi kan ağlayarak. Asude, ne zamandır sakladığı, Hayat Hanım'ın mektubunu uzattı Kaim Bey'e. Hanımının tembihlediği gibi, ölümünden bir hafta sonra vermiş oldu. Bu nedir? diye şaşkınlıkla baktı Asude'ye Kaim. "Hayat Hanım son günlerinde yazmıştı sizin için. Bana verdi ki, size ulaştırayım diye. Kaç gündür yaktı sinemi bu mektup. Alın emanetinizi" dedi Asude gözyaşlarıyla. Kaim, elleri titreyerek açtı mektubu. Hayat, gül desenli kağıtları çok severdi. Yine bir gül desenli ama sarı bir kağıda yazmıştı, sarı ayrılık demekti. Ayrılığını anlatmıştı ilk başta. Tedirgin bakışlar gezdirdi Kaim sarı güllü sarı kağıda. Sevgilim, Kaim'im, Vakit tamam olmak üzere. Gidiyorum. Çok zor olan bir gitmek bu, dönüşü olmayan. İsterdim ki bu mektub sadece sana muhabbetimi anlatan bir mektup olsun. Ama değil.. Bu son mektubum sana, son seslenişim, son yazışım. Kaim, çocuklarım sana emanet, Rablerinden sonra. Seni de sana emanet ediyorum. Artık, sizi birarada tutacak olan Rabbiniz ve sizsiniz. Sana zor geleceğini bildiğim için, Asude ile ayarladık biz, hangi eşyanın nereye verileceğini. Kızıma, oğullarıma söyle almak istedikleri varsa benden yana hatıra kalmasını istedikleri, alsınlar. Gerisini ver canım. Sakın tereddüt etme. Benden geriye kalanlarla kendine bir yas evi yapma, acının etrafında dolanıp durma olur mu? Hatırlar mısın, sana bir şey anlatmıştım. Sanki Yusuf'un (as) kuyusundaydım. Çıkmıştım fakat kuyunun başında dönüp duruyordum. Ayağımda bağlı bir ip ve ipin ucunda bir taş, kuyuda. Çıkmasına çıkmıştım ama kuyunun başından ayrılamıyordum. İpi kesmeliydim ayrılabilmek için. Şimdi sen de böyle hissediyorsun sanırım. Beni kaybetmenin kuyusunun etrafında dönüp duruyorsun. Kuyu seni de çekiyor kendine. N'olur canım, kes ipi! Bırak yüreğinin üzerine oturttuğun taşı. Yoksa o taşla birlikte sen de düşeceksin. Benim sınavım bitti. Sizinki devam ediyor. Klasik laftır ama ben de söyleyeceğim. "Hayat devam ediyor." Kaim, daha ölmeden ölmüş gibi yazmak çok ağır. Devam etmekte zorlanıyorum. Bunları yazarken, gözyaşlarım sel oldu. Kaim'im, adımın hayat olması çok şaşırtırdı her zaman beni. Senin adının da Kaim olması. Sanki Hayat ve Kaim özellikle bir araya gelmiş gibiydi. Bize anlattığı çok şey vardı bu tevafukun. Kaim'im, Hayat ölümle yoluna devam ediyor. Ölüm kapısından girip sonsuzluk aleminde artık ölümün, yokluğun, mutsuzluk ve yalnızlığın olmadığı o alemde hayat bularak devam ediyor. Bu dünyadan en çok anladığım şu ki, bu dünya insanın bütün duygularına karşılık gelecek yer değil. Hep bir tarafımız eksik kalıyor. Mutluluklarımız hep gülüşümüzde donuyor. Her mutlu an, onun geçebileceği düşüncesiyle mutlu olamıyor, mutlanamıyor, devam edemiyor, yüzü ekşiyor. İnsan bu fenayı gördükçe hayat yükü daha da ağırlaşıyor. Hem bu kadar duygun olacak ama bu hayat ve dünya yetmeyecek. Bunun bir anlamı olmalı demiştim bir gün. Bunun bir anlamı olmalı. Bu kadar güzellikler bu kadar çabuk geçip gölgelenmek için değildir dediğimde, anlamlar açılmaya başlamıştı dünyamda. Kaim'im dünya geçiyor, ömür geçiyor. İnsan ancak hayatın sahibine dönerse, bu geçicilikte baki meyveler yetiştirebilir. Bak bana, adım Hayat ama hayatımı elimde tutamıyorum. Gün be gün eriyorum ve son anımda son nefesimi verip geçip gideceğim şu dünyadan. Bir varmış bir yokmuş olacağım. Ama hayatı veren hayatı baki kılacak benim için. Baki bir mutluluk! Ne güzel, değil mi? Göz yaş döker, kalp hüzünlenir ama dil isyan etmez. Hatırladın mı bu hadisi? Resulullah (asm) oğlu İbrahim'i toprağa teslim ederken, sorulan sorular üzerine böyle söylemişti. Kalbin hüzünlenecek, gözün yaş dökecek. Ama dilin isyan etmesin. Ben artık rahmete yürümüş olacağım. Artık ölmeyeceğim. Acılarım bitecek, seni ve sevdiğim herkesi bekleyeceğim. Sadece aramızdaki bahçe büyümüş olacak. Sevdiceğim, hoşça bak zatına. Hoşça bak çocuklarımıza. Unutma ki, insan kainatın gözbebeğidir. Seni, seni bana Sevdiren'e, bizi bu dünyada birbirimizle beraber Yaratan'a emanet ediyorum. Seni seviyor ve bekliyorum. Sevgimle ve dualarımla.. Hayat'ın. Mektubun sonunda Kaim ne yapacağını bilmez haldeydi. "Ah, Hayat!" dedi. Yakmıştı bu inleyiş. Yakmıştı sinesini.


| Daha

Bu yazı 472 defa görüntülenmiştir.
Yorumlar ( 11 )
Handan Çetinkaya
29.05.2010 20:36
GÖZ YAŞ DÖKER,KALP HÜZÜNLENİR AMA DİL İSYAN ETMEZ.NE KADAR GÜZEL Bİ SÖZ.ÖLÜM ALLAHIN EMRİ ELBET BİRGÜN BİZİMDE KAPIMIZI ÇALACAK.HEPİMİZİN GİDECEGİ YER ORASI.AMA ALLAHIM HAYIRLI ÖLÜMLER NASİP ETSİN.EN GÜZELİ DE HERKEZE KAİM VE HAYAT GİBİ EŞLER NASİP ETSİN ALLAHIM.ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN.YİNE GÖNLÜMÜZÜ HUŞU İLE DOLDURDUNUZ...


ŞAHİKA
14.05.2010 09:47
BU DÜNYA İNSANIN BÜTÜN DUYGULARINA KARŞILIK GELECEK BİR YER DEĞİL......BENI BU CÜMLE VURDU...ALLAH RAZI OLSUN....


zeyneb
09.05.2010 00:21
merhaba yazıyı okuyunca hayat hanımı ve onun gibi bir eş olan hanımları çok takdir ettim.evli değilim fakat böyle bir eş olma hayalindeyim inşaallah.


hatbay
03.05.2010 17:24
Göz yaşlarıyla okudum. Bir an eşimin yokluğunu düşündüm... ve yanımda olduğu, hayatta olduğu her saniye için Rabbime şükretmem gerektiğini bir kez daha anladım.


DUYGU
27.04.2010 15:10
çok zor şeyler yaşadım hayatta... nışanlımı kaybettim..dostlarım onlarla oturup konuşmadığım için hep çok kızarlardı.. neden paylaşmıyorsun acını bizlerle neden içine çekiliyorsun deye.. özellikle annem.. ama bilmiyolardıki ben yalnız değilim rabbimde benle birlikte.. onlarla konuştuğumda acıma çağre bulamayacakları gibi birde benim yüzümden üzüleceklerdi.. halbu ki ben rabbimle dertleştiğimde ona derdimi döktüğüm de şüphesizki o bana hep yardım etti.. yaratıcıyla muhabbet en ala muhabbet


MERİH
24.04.2010 00:39
Bu akşam yatsı namazını kılarken aklımdan geçti hayat neden bukadar acı ve tatlı neden kendimizi sevdiklerimizde kaybediyoruz ve onlara bir şey olursa bitme noktasına geliyoruz.Dağların taşıyamadığı şeyi neden insan taşıyabilmiş Hayy ve Kayyuma havale ettim herşeyi.


e.can
21.04.2010 00:37
Ancak kalpsizler,kalplerini Rablerinden sakladıklarını zannederler.Kalbini açmak,mektuptaki gibi kalbini yazmak ne güzel.Hayat yazdı, kaim anladı..göz yaş döker, kalp hüzünlenir....
Hüznümüzü giderecek olan Rabbimize hamd olsun...
Kallbimiz Rabbimize teslim olsun...


MUKADDES SENA
19.04.2010 21:09
hayat cok acı ancak hayatın tadı rabbimle varolacak hocam ALLAH RAZI OLSUN BİZİDE AYDINLATTIN BİRANDA OLSA ÖLÜMÜ YASADIM GİBİ GELİYO


ayşe
19.04.2010 19:13
bizi de yaktı...:(


figen
19.04.2010 17:16
ben hayatın mektubunu her gün yazıyorum çünkü ben rabbime aşığım


sevgi
19.04.2010 13:49
bu dünya insanın bütün duygularına karşılık gelecek yer değil. Hep bir tarafımız eksik kalıyor. Mutluluklarımız hep gülüşümüzde donuyor. Her mutlu an, onun geçebileceği düşüncesiyle mutlu olamıyor, mutlanamıyor, devam edemiyor, yüzü ekşiyor. İnsan bu fenayı gördükçe hayat yükü daha da ağırlaşıyor. Hem bu kadar duygun olacak ama bu hayat ve dünya yetmeyecek.

Nasıl mutlu olsun ki insan bu dünyada. İnsanı bekleyen bir sevgili rabbi var. Ona kavuşmak onunla mutlu olmak varken bu dünyada işte birkaç oyun ile gün geçirip duruyoruz. Çok içten bir mektup olmuş.


Anasayfa | Biyografi | Yazılarım | Kitaplarım | İletişim
Her hakkı mahfuzdur. www.senaidemirci.net
web tasarımı deSen